Emet Hakkında

Emet Hakkında


Kütahya kendini dünyaya ‘’Porselenin ve Çininin Başkenti’’ sıfatıyla tanıtmıştır. Buna ilaveten tarihi açıdan bakıldığında da yine önemli bir konuma sahiptir. Kütahya’da tarihin ilk dönemlerinden günümüze kadar çok çeşitli medeniyetler ve devletler hüküm sürmüştür. Ev sahipliği yaptığı bu medeniyetlerin hemen hepsinden pek çok kültürel değer günümüze miras olarak kalmıştır. Friglerden günümüze kadar ulaşan binlerce barınma ve korunma amaçlı mağaralar, erken Hristiyanlık dönemi şapel ve kiliseleri, Romalılardan kalan Aizanoi antik kenti, ilk hali Bizanslılardan kalan Kütahya Kalesi, Selçuklulardan kalan Hıdırlık Mescidi, Osmanlı İmparatorluğunun kurulduğu topraklar olan Domaniç, Germiyanoğullarından kalan Vacidiye Medresesi ve II. Yakup İmaret Külliyesi, etnik kültürün son şahidi Yeni Mahalle Rum Ortodoks Kilisesi, Osmanlılardan kalma Ulu Camii, Adliye Binası (Eski Hükümet Konağı) ve Kütahya Lisesi ile Türkiye Cumhuriyetinin temellerinin atıldığı ve Başkumandan Meydan Savaşının kazanıldığı Dumlupınar ve Altıntaş-Zafertepeçalköy’deki Şehitlikler ve Anıtlar bu topraklarda yaşayan medeniyetlerin bizlere bıraktıkları kültürel mirasın ilk akla gelenleridir.

Emet 17 Ekim 1993 tarihinde 93 nolu Bakanlar Kurulu Kararıyla TERMAL TURİZM MERKEZİ ilan edilmiş olan, 19 bin nüfusa sahip şirin bir Anadolu İlçesidir.
 

KÜTAHYA KALESİ

Antik çağlardan günümüze kadar yerleşimin olduğu Hisar Tepesindedir. 70 burca sahip olan Kütahya Kalesi üç bölümden oluşur. Bunlar Kale-i Bala, Kale-i Sagir ve dış surlardır. Rma, Bizans, Selçuklu, Germiyan ve Osmanlı izleri görülen kalede herhangi bir döneme ait kitabe yoktur. Fakat yapılan incelemeler sonunda 8.yy Bizans, 12.yy Bizans, 13-14.yy Türk dönemlerine ait inşaat özelliklerine rastlanmıştır. Kalede bilinen son inşaat Fatih Sultan Mehmet zamanında yapılmıştır (1451-1481). Kalede iki çeşme, iki mescit vardır. Kütahya Kalesinde, kendi ekseninde 45 dakikada bir tur atan Döner Gazino 1973 yılı yapımıdır. Lokanta olarak hizmet veren Döner Gazinonun altındaki Kır Kahvesi yaz aylarında açıktır.

ÇAVDARHİSAR

Aizanoi, Kütahya şehir merkezine 58 kilometre uzaklıkta, EMET Termal Resort’e 37 km uzaklıktadır. Aizanoi Çavdarhisar ilçesinde bulunan antik bir kenttir.

Aizanoi’nin isminin Zeus’us kızı su perisi Erato ile Arkadya ulularından Kral Arkas’ın oğlundan geldiği sanılmaktadır. Aizanoi kültürel yapısıyla sanat çevreleri tarafından ikinci Efes unvanını almıştır.

Kentte dünyanın en iyi korunmuş Zeus tapınağı, dünyanın ilk örneklerinden Stadyum-Tiyatro Kompleksi, dünyanın ilk borsa yapısı görülmeye değerdir.

AİZONAİ ANTİK KENTİ

Aizonai, Kütahya şehir merkezine 58 km uzaklıkta, Çavdarhisar ilçesinde bulunan antik bir kenttir. Öyle sanılıyor ki ismi Zeus’un kızı su perisi Erato ile Arkadya ulularından Kral Arkas’ın oğlundan gelmektedir.

Aizanoi kültürel yapısıyla sanat çevreleri tarafından ikinci Efes unvanını almıştır.

Kütahya bürokrasisi son yıllarda az da olsa gelişen Aizanoi tanıtımıyla umutludur. Kentte dünyanın en iyi korunmuş Zeus tapınağı, dünyanın ilk örneklerinden Stadyum-Tiyatro kompleksi, dünyanın ilk borsa yapısı vardır. Bu borsa yapısı 1970 Gediz Depreminde caminin yıkılmasıyla ortaya çıkmıştır. Bunun dışında nekropoller, olimpiyat şeref tribün abidesi, 4 köprü de vardır ki bunların çok kötü şekilde restore edilmiş ikisi hala kullanılmaktadır. Bunun dışında Meter Steunne alanı ve tüneli önemli bir eserdir.

Roma dönemine ait tapınağın çevresinde yürütülen kazılar İlk Tunç Çağı’na ait yerleşme tabakalarını da açığa çıkarmıştır. Buradaki ilk kazılar 1926 yılında, ikinci dönem kazıları ise 1970yılında başlatılmıştır. Aizanoi antik kenti, eski adı Penkalas olan Koca Çay’ın iki yakasında kurulmuştur. Roma döneminde yün, şarap ve tahıl üretimi ile zenginleşen bu şehir, Erken Bizans döneminde bir piskoposluk merkezi olmuştur. Milattan sonra yedinci yüzyılda şehrin önemi giderek azalmıştır. Tapınağın bulunduğu alan, Orta Çağ’da bir hisara dönüştürülmüştür. Selçuklular zamanında buraya yerleşen Çavdar Tatarları, günümüzde buranın ‘’Çavdarhisar’’ olarak adlandırılmasının nedeni olmuştur.

‘’Zeus’’ tapınağı, şehrin ana kutsal alanıdır. Bu tapınağı yapımına M.S. ikinci yüzyılın ikinci çeyreğinde, İmparator Hadrian döneminde başlanmıştır. Bu tapınağın en önemli özelliği, altında tonozlarla örtülü bir başka mekanın olmasıdır. Bu Anadolu’da Roma döneminde pek alışılmamış bir uygulamadır ve bir benzerine henüz rastlanmamıştır. Tapınağın önünde bulunan kadın büstü biçimli akroter, tapınağın yalnızca Zeus’a adanmış olmayabileceğini göstermektedir. Son dönem araştırmaları ise bu tapınağın hem Zeus’a hem de Kybele’ye adanmış olamayacağını ortaya koymuştur. Tapınağın güney kısmında, büyük bölümü Bizans döneminde tahrip edilmiş bir odeon bulunmaktadır.

Koca Çay’ın üzerine kurulmuş dört Roma köprüsünden ikisi, karayollarının onarımıyla bugün hala kullanılmaktadır. Şehrin iki km güneybatısında Karabulut nekropol alanı bulunmaktadır. Koca Çay’ın kuzey yakasında bulunan mezar yapıları, şehrin Roma dönemindeki nüfusuyla ilgili bilgi vermektedir. Buna göre, Aizonai’nin Roma dönemindeki nüfusunun 30 bin olduğu düşünülmektedir. 2000 yılındaki sayıma göre Çavdarhisar’ın nüfusu ise 4600’dür.

Aizanoi M.S. 2. Yüzyılın ikinci yarısında, bugün dünyanın en eski borsası olduğu söylenen bir gıda pazarı da (macellum) vardı. Yuvarlak biçimli bu yapının duvarlarındaki yazıtlar burada satılan malların fiyatlarını da içeriyordu. Buna göre, kuvvetli bir köle iki eşekle, bir at ise üç köleyle aynı değerdeydi. Bu yapının kuzeydoğusunda ise M.S. 400 yıllarına ait sütunlu bir cadde bulunmaktadır.           Caddedeki sütunlar daha önceki dönemlere ait antik yapılardan sökülerek buraya getirilmiştir. Bu caddenin 6. Yüzyıla kadar varlığını koruduğu ve bir depremle yıkıldığı düşünülmektedir.

Tapınağın kuzeyinde tiyatro ile stadyum bulunur. Bunların yapımına M.S. ikinci yüzyılda başlandığı ve bunların çeşitli aralıklarla üçüncü yüzyıla kadar inşa edildiği bilinmektedir. Birbirine bitişik olarak yapılmış tiyatro ve stadyuma gitmek için kullanılan yolun üzerinde ise bir hamam yer almaktadır. Bu hamamın su ve ısıtma kanallarıyla (mermer) kaplamaları bulundukları yerdedir.

EĞRİGÖZ KALESİ

Drakula’nın hayatının yabanı kaynaklarda, 3. Vlad’ın Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmet tarafından esir edildikten sonra Eğrigöz Kalesi’nde hapsedildiğine dair bilgilerin yayılmasının ardından, Eğrigöz Beldesi yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekmeye başladı.

Eğrigöz Kalesi’nden ‘’Drakula’’ olarak efsaneleşen vampirin hapsedildiği yer olarak söz eden yabancı kaynakalr, sarp kayalıkların üzerinde kurulan, dört yanı uçurumlarla kaplı olduğu için kaçması imkansız olan bu kaleden sadece ‘’Drakula’’nın kaçtığı belirtiliyor. Bazı kaynaklarda da, Drakula’nın bu kalede kaldığı süre içinde Türkçe öğrendiği, Türk gibi giyindiği ve şeytan ile burada anlaştığı ileri sürülmektedir.

Yükleniyor

Müşteri Hizmetleri | Canlı Destek

_ +
img

Müşteri Hizmetleri | Canlı Destek